MTA’nın 13 yıl sonra güncellediği Türkiye Diri Fay Haritası’nda aktif fay sayısı 485’ten 700’e yükseldi. Uzmanlar, bu artışın yapı güvenliği için yeni bir dönemi başlattığını belirtiyor.
Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü, 13 yıl aradan sonra güncellediği Türkiye Diri Fay Haritası’nda aktif fay sayısının 485’ten 700’e çıktığını duyurdu. Uzmanlar, bu önemli artışın yeni yapılacak ve mevcut yapıların deprem güvenlik analizlerinde mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurguluyor.
Türkiye’nin depremselliğiyle ilgili kritik veriler içeren güncellenmiş harita, yapı güvenliği açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor. MTA’nın saha çalışmaları ve akademik araştırmalarla elde ettiği verilerle hazırlanan harita, ülkedeki aktif fay sayısında yüzde 44’lük bir artışa işaret ediyor.
Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ) Deprem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Eyübhan Avcı, aktif fay sayısındaki artışın, mevcut yapısal tasarım ve risk değerlendirme yaklaşımlarının gözden geçirilmesini zorunlu kıldığını belirtti. Prof. Dr. Avcı, özellikle yeni inşa edilecek binalarda güncel fay verilerinin dikkate alınması ve sahaya özgü analizlerle deprem ivmelerinin daha doğru belirlenerek tasarımların buna göre yapılması gerektiğini söyledi.
MTA’nın haritasındaki aktif fay sayısının 485’ten 700’e yükselmesi, deprem riskinin daha geniş alanlarda daha ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Prof. Dr. Avcı, bu durumun Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından belirlenen deprem spektrumlarının ve bina tasarım parametrelerinin yeniden gözden geçirilmesini gerektirebileceğini ifade etti.
Sahaya özgü deprem analizlerinin, zeminin, fayların ve yapı alanının birebir modellenmesiyle daha gerçekçi sonuçlar sunduğunu belirten Prof. Dr. Avcı, gelecekteki deprem yüklerinin doğru hesaplanamaması durumunda yapıların hasar görebileceği uyarısında bulundu. Mevcut binaların deprem risk analizlerinde de yeni belirlenen fayların değerlendirmeye alınması gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Avcı, fay sayısının az olduğu bölgelerin deprem riski düşük anlamına gelmediğini, zemin özelliklerinin ve komşu illerdeki depremlerin etkilerinin de göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı. Her fayın kendine özgü bir karakteri ve deprem üretme potansiyeli olduğunu belirten Avcı, zemin özelliklerinin doğru analiz edilmesinin ve sahaya özgü deprem analizlerinin zorunlu hale gelmesinin önemini dile getirdi.
Vatandaşların ‘deprem olacak mı’ sorusundan ziyade, ‘yapımı depreme nasıl uyumlu hale getirebilirim’ sorusunu sorması gerektiğini belirten Prof. Dr. Avcı, yapıların deprem güvenliğinin sorgulanması, test edilmesi, gerekirse güçlendirilmesi veya yeniden inşa edilmesi gerektiğini söyledi. Belediyelerin ruhsat aşamalarında deprem analizlerinin sağlıklı yapıldığını tespit etmesi ve sahaya özgü analizleri zorunlu hale getirmesi gerektiğini ekledi.
Reklam & İşbirliği: [email protected]