Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusunda başlayan ve komşu Uganda’ya da sıçrayan Ebola salgını, şimdi sadece virüsle değil aynı zamanda derin bir finansal krizle karşı karşıya. Bu salgın, ABD’de Donald Trump ve Elon Musk liderliğindeki USAID gibi uluslararası yardım kuruluşlarının bütçelerinin azalmasıyla başlayan ilk büyük Ebola krizi olarak kaydediliyor. Geçmiş salgınlarda hayati öneme sahip olan hızlı müdahale…
Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusunda başlayan ve komşu Uganda’ya da sıçrayan Ebola salgını, şimdi sadece virüsle değil aynı zamanda derin bir finansal krizle karşı karşıya. Bu salgın, ABD’de Donald Trump ve Elon Musk liderliğindeki USAID gibi uluslararası yardım kuruluşlarının bütçelerinin azalmasıyla başlayan ilk büyük Ebola krizi olarak kaydediliyor. Geçmiş salgınlarda hayati öneme sahip olan hızlı müdahale altyapısı, Batı’nın fonlarının kesilmesiyle büyük ölçüde azaldı ve mevcut sistem artık temel ihtiyaçları karşılamakta bile zorlanıyor. ABD’nin Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne yapılacak dış yardım miktarı 2024’te 1,4 milyar dolar olmasına rağmen, bu yıl şimdiye kadar sadece 21 milyon dolarlık bir destek sağlanması, krizin boyutlarını ortaya koymaktadır.
Ebola salgınının merkez üssü olan Ituri eyaletinin başkenti Bunia’da faaliyet gösteren Alima adlı sivil toplum kuruluşunun koordinatörü Dr. Papys Lame, virüsün resmi olarak ilan edilmeden önce toplum içinde uzun bir süre fark edilmeden yayıldığını belirtiyor. Ebola’nın ilk belirtileri sıtma ve tifo gibi bölgede sık rastlanan hastalıklara benzediği için ve bölgede yeterli laboratuvar test imkanlarının bulunmaması nedeniyle vaka takibi neredeyse imkansız hale gelmektedir. Uzmanlar, mevcut resmi verilerin sadece buz dağının görünen kısmı olduğunu ve tedavi imkanlarının yetersizliği nedeniyle ölüm oranlarının hızla arttığını belirtmektedir.
Salgının ilk aşamasında görev alan sağlık çalışanları da büyük risk altındadır; Bunia’daki bir tıp merkezinde hastaları tedavi eden en az beş doktor ve hemşire virüs kaparak yaşamını yitirmiştir. Tıbbi eksikliklerin yanı sıra, yerel halk ile insani yardım ekipleri arasındaki güven sorunu da krizi derinleştirmektedir. Bazı topluluklar virüsün gerçek olmadığına veya insani yardım çalışanları tarafından kasıtlı olarak getirildiğine inanmaktadır. Virüsün cenazeler yoluyla bulaşmasını engellemek için getirilen sıkı defin kuralları ise halkın tepkisine neden olmaktadır; Rwampara bölgesinde hayatını kaybeden genç bir futbolcunun naaşını kural dışı bir şekilde teslim almak isteyen bir grup, Ebola merkezini ateşe vermiştir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) salgını uluslararası kamu sağlığı acil durumu ilan ederken, Oxford Üniversitesi’nden bilim insanları, klinik deneylerine başlanabilecek potansiyel bir Ebola aşısı üzerinde çalıştıklarını duyurdu. Ancak küresel siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle ülkeler, bu krize geçmişte olduğu gibi ortak bir tepki verememektedir. ABD, bölgeden gelen yolcular için sınırlarını kapatmayı ve Kenya’da Amerikalı hastalar için bir karantina merkezi oluşturmayı tercih ederken, sahadaki ekipler uluslararası lojistik, temiz su ve uzman desteği konularında acil yardım çağrısında bulunmaktadır.
Reklam & İşbirliği: [email protected]